YENİDOĞAN BEBEĞİN ÖZELLİKLERİ

YENİDOĞAN BEBEĞİN ÖZELLİKLERİ

Bebek sahibi olmak anne-baba için büyük mutluluk verici bir olay olmakla birlikte ilk aylar birçok endişeyi de birlikte getirir. Bakımı, sağlığı, beslenmesi ve ağlaması gibi konularda bilinçli olunması,  ters giden bir şeyler olduğunda çabuk fark edilmesini sağlar, ayrıca ailenin gereksiz endişelere kapılmasını da engellemiş olur.

Vücut özellikleri; yenidoğan bebeklerin görünümü erişkine göre çok farklıdır. Baş büyük, yüz yuvarlak ve burun basıktır, baş kemikleri arasında bıngıldak denilen boşluklar vardır. Kas yapısı tam gelişmemiştir, kemik yapısı yumuşak ve esnektir. Sinir sistemi gelişmediğinden tepkileri reflekstir. Zamanında doğan bir bebeğin boyu 50-53 cm, tartısı 2,5-4 kg baş çevresi 35 cm’dir. Kalp hızı dakikada 120-150, solunum sayısı 40-60 civarındadır.

Görme; yenidoğan bebek yaklaşık 15-20 cm yakınındaki cisimleri görebilir ancak annenin yüzünü tanıması ve bakması 2 ay civarında olabilir. 3. ayda cisimleri izlemeye başlar, 6. ayda görme keskinliği erişkin düzeyine ulaşır. Şaşılık 4 aya kadar normal kabul edilir, daha sonra devam ederse tedavi edilmelidir. Yenidoğan bebeğe hekim tarafından “kırmızı refle” testi yapılır.

İşitme; erken dönemde gelişen bir duyudur, tüm yenidoğan bebeklere işitme taraması yapılır.

Cilt; yenidoğan bebeğin cildi erişkine göre ince ve geçirgendir, bu nedenle kullanılan kozmetiklerden çok daha kolay etkilenir. Enfeksiyona dirençleri yetersiz, alerjik maddelere duyarlılıkları fazladır. Birçok cilt bulgusu yenidoğan döneminde normal kabul edilir.
Yenidoğan cildi dolaşımdaki yetersizlik nedeniyle kırmızı-mor çizgilenmeler gösterebilir, “kutis marmoratus” adı verilen bu görünümün nedeni üşüme değildir ve normal bir durumdur. Kırmızı kan hücrelerinin azlığı (anemi) solukluk, fazlalığı (polisitemi) pembelik olarak bulgu verir, sınırı aştığında önemli olabilir.

Bebek anne karnında tüm vücudunu saran “verniks kazeoza” isimli beyaz, kremsi bir madde ile kaplıdır, bu maddenin soğuktan ve enfeksiyonlardan koruma özelliği vardır.

Bebeklerin kulak çevresinde yoğun olmak üzere tüm vücutları “lanugo” adı verilen tüylerle kaplıdır, zamanla dökülür. Yüzde “milia” ve “miliaria” adı verilen deri lezyonları bulunabilir, milia ter bezlerinin tıkanmasıyla ortaya çıkan, küçük sarı lezyonlardır. Miliaria (isilik) ise sıcak havada bebeğin aşırı örtülmesi sonucu ter bezlerinin gerilmesi sonucu ortaya çıkar ve pembe renklidir.

Toksik eritem; 1-2 cm çapında kırmızı lekelerdir, üzerinde minik sarı şişliklere rastlanır, önemsiz, geçici lezyonlardır.

Mongol lekesi; kalçalarda görülen mor lezyonlardır, bir yıla kadar kaybolur.

Hemanjiomlar (kılcal damar genişlemesi) genellikle göz kapağında olmak üzere çeşitli yerleşim gösterir, birkaç ayda solmaya başlar, sıklıkla bir yılda kaybolur.
Yatış pozisyonu; bebekler yastık kullanmadan, yatağın alt ucuna yakın ve sırtüstü yatırılmalıdır. Kusan bebekler yan yatırılabilir, sık kontrol edilmelidir. Yüzünün açık bırakılması gerekir. Gece oda karartılabilir.

Tartısı; doğumdan sonraki ilk günlerde vücut ağırlığının %10 kadarı kaybedilir, daha sonra günde 20-30 gr tartı alımı beslenme ve büyümenin yeterli olduğunu gösterir. Altıncı aydan sonra bu hız yavaşlar, bir yaşında bebeklerin ortalama tartısı 10 kg civarındadır.

İlk idrarı ve kakası, alt değiştirme; bebeğin ilk idrarını 24 saatte, ilk dışkısını 48 saatte yapması gerekir. Bebeklerin birçoğu “mekonyum” adı verilen yeşil yapışkan ilk dışkıyı 24 saatte yaparlar, daha sonra renk açılarak sarıya dönüşür. Yenidoğan bebeklerin bezinde ürat kristallerine bağlı turuncu-pembe renk görülmesi normaldir. Yenidoğan bebeğin altı olabildiğince hızlı şekilde değiştirilmelidir. Malzemeler öncesinde hazır tutulmalıdır. Altı açılan bebek rahatlayarak idrarını yapabilir. Temizlik için ılık su ve sabun kullanılmalıdır, ıslak mendiller bebeğin hassas cildini tahriş edip pişiğe neden olabilir, yıkama en uygun temizleme yöntemidir. Silme işlemi önden arkaya doğru yapılmalıdır. Pişiği önlemek için bebeğin altının sık değiştirilmesi ve kuru tutulması önemlidir, çinko içeren koruyucu kremler uygulanabilir.

Banyosu; göbek düşene kadar ıslak silme işlemi daha uygundur. Göbek düştükten sonra bebek her gün yıkanabilir, rahatlamasına yardımcı olur, büyüme ve gelişmesini hızlandırır. Gün aşırı sabun ya da bebek şampuanı uygulanabilir. Tek kişi yıkayacaksa bebek küveti ve banyo filesi yardımcı olabilir. Önce gövdesi yumuşak bir bezle sabunlanır, koltuk altları ve kasıkları temizlenir, en son baş ve yüz yıkanır. Hızlı bir şekilde yıkama işlemi tamamlanıp iyice kurulanmalıdır. Bebek yağı ile banyo sonrası masaj yapmak bebeğin uyumasını kolaylaştırır. Saç diplerindeki ince sarımsı “konak” adı verilen kabuklanmalar bebek yağı ile ıslatılıp ince dişli tarakla taranarak engellenebilir.

Beslenmesi; yenidoğan bebek normal doğumlarda hemen doğar doğmaz ilk bakım yapıldıktan sonra, genel anestezili sezaryen doğumlarda anne anestezi etkisinden çıkar çıkmaz annenin göğsüne verilerek emzirme başlatılmalıdır.

İlk emzirmede az miktarda ancak bebek için çok yararlı olan “kolostrum” adı verilen süt gelir. Anne ilk emzirmeleri yatarak yapabilir daha sonra bebeği kucağında kavramalı, desteklemeli, kendisi için en rahat pozisyonu almalıdır. Bebeğin ağzı anne memesinin koyu renkli “areola” denilen bölümünü tamamen almalı, sadece meme ucunda bırakılmamalıdır. Bu hem süt akışına izin vermez hem de meme ucunun yara olmasına neden olur. İlk haftalarda her iki meme yaklaşık 15’er dakika emzirilmeli, emzirme aralıkları 3 saati geçmemelidir. Bebek her istediğinde emzirme başlatılmalıdır. Meme ucu temizliği sadece su ile yapılması yeterlidir, emzirme sonrası temizlenme gerektirmeyen göğüs ucu koruyucu kremlerinin kullanılması ağrı ve tahrişi önleyeceğinden yararlı olabilir.

Göbek bakımı; yenidoğanda göbek, enfeksiyon kaynaklarının giriş yeri olabileceği için temiz tutulması ve bakımı önemlidir. Yeni kesildiğinde ödemli ve jel görünümündedir. Zamanla kuruyarak 1-2 hafta içinde kendiliğinden düşer. %70’lik alkol solüsyonu ve steril gazlı bez ile günde 3-4 defa dibinden ucuna doğru silinerek temizlenmesi, bebek bezinin dışında bırakılması bakım için yeterlidir. Düştükten sonra birkaç damla kanama olması normaldir. Göbek çevresinde kızarıklık, şişlik ve akıntı bulunması enfeksiyon göstergesidir, vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır.

Giydirilmesi; kolay giydirilip çıkarılabilecek, pamuklu, alerjen olamayan giysiler tercih edilmelidir. Sabun tozu ya da bebekler için hazırlanmış deterjan ile yıkanmalı ve ütülenmelidir. İlk bir yıl yumuşatıcı kullanılması alerjen olma riski nedeniyle önerilmez. İnce kumaşlardan birkaç kat giydirmek tek kat kalın giysilere tercih edilmelidir. Giysilere iğne, boncuk gibi cisimler takılmamalıdır.

Ağlaması; bebeğin derdi olduğunun anlatmasının tek yoludur. En önemli neden açlıktır, daha sonra uzun süre altı kirli kalan bebeğin cildi tahriş olduğundan rahatsızlık hissi ağlamasına neden olabilir. Ortam ısısının düşük ya da yüksek olması da rahatsızlık vererek ağlamaya yol açar, bebek ortama uygun giydirilmeli, oda ısısı 22-24 derece arasında tutulmalıdır.
Kolik ağrısı bebeklerde ağlamaya neden olan sebeplerden biridir, genellikle akşam saatlerinde olan inatçı ağlamalardır, bebek bacaklarını karnına doğru çeker, ılık karın masajı faydalı olabilir.
Nadiren de, bebekler sadece ilgi ve sevgi istedikleri için ağlarlar, ihtiyaçları karşılandıktan sonra dokunmak, sarılmak, onunla konuşmak rahatlatıcı olabilir.
Bebekte bir sorun yoksa rutin doktor kontrolleri, doğduktan hemen sonra, hastaneden taburcu olmadan önce, birinci haftasında, 15. gününde, 1. ayında, 2. ayında, 3. ayında, 6. ayında, 9. ayında ve bir yaşında yapılır.